Reklam

En ilginç olaylar

Paylaş:
Tarihde ilk asılarak öldürülen fil.


Mary adlı fil, tarihte asılarak idam edilen ilk fildir.
13 Eylül 1916'da, ABD'de Tennessee eyaletinde bulunan bir sirkte gösterilen Mary adlı bir fil, öfkesi sonucu öğreticisine ( bakıcısına) saldırdı ve onu öldürdü.  Charlie Sparks'ın gezinti eden sirki vardı ve Mary adlı bu fil, sirkte en çok temsil edilen hayvandı.  Mary olmadan herhangi bir gösterini göstermek neredeyse imkansızdı.
Soğuk bir Şubat 1916'da Mary herzamanki bakıcıya sahip olamadı ve onu deneyimsiz bir bakıcı tayin etmek zorunda kaldılar.  Çünkü 5 ton ağırlığındaki Asya fili olan, Mary, gösterinin aktörlerinden biriydi. Tecrübesiz bir bekçi onu cesaretlendirmeye çalışırken zarar verir.  Acı çeken fil, öfkesini bekçini öldürmekle  yatırıyor. Ershin kasabası inşa edilmiş ve geliştirilmiş bir yerleşim yeri ve bir mahkemesi olan yerdi.  Cinayetle suçlanan fil bir suçtan suçlu bulundu ve ölüme mahkum edildi.  Fil Mary, Ershin kasabasından 40 km aralı, Kingsport'taki meydanda fotografdanda görüldüğü gibi  idam edildi.

Olağandışı Hindu kabilesi  Piraha.


Yazar ve eski görevli Daniel Everet, Pirah kabilesinde yaklaşık 30 yıl yaşadı. Bu adamların yatağa giderken birbirlerini nasıl ugurladıklarını biliyor musunuz?  Tabii ki, her milletin kendine ait müraciet formasi olmasına rağmen, esas olarak hepsinin aynı anlamı vardır. Yani - "rahatlık ve tatlı rüyalar". Piraha kabilesinde ise "iyi geceler" kelmesi yerine, "uyumayı aklına bile getirme, etrafın yılanlarla dolu" kelmesi deyiliyor.
Piraha kabilesinde, uyumanın çok zararlı bir şey olduğuna inanılıyor ...
İlk olarak, uyuyan adam çok zayıf oluyor. İkincisi uyuyan adam ölü gibi olur ve uyandığında tamamen başka adam oluyor. Üçüncüsü ise etraflarında çoklu sayıda yılanlar var.
"Nezaketsiz" adamlar
"Merhaba, Nasılsın?" "Teşekkür ederim" "İyimisiniz?" ve diger nezaketli kelmeler Piraha kabilesi için yad kelmelerdir. Onlar bu kelmelerden hiçbir zaman istifade etmiyorlar. Onlar böyle düşünüyorlar ki "Bizim kabilede insanlar bu kelmelersizde bir birini seviyor ve saygı duyorlar.


Güzellik sembolü siyah dişler-Oxaquro geleneği


Ortaçağ Japonya'sında erkekler ve kadınlar dişlerini siyah renge boyarlardı. Meydzi dönemine (1868-1912) kadar, Japonya'nın; Çin'in güneydoğu eyaletlerinde, dişleri siyah rengle boyamak gibi ortak bir gelenek vardı. Bunun için tameli koyu kahverenginde olan demir alaşımını sirke turşusu ile karıştırarak özel mahlul hazırlanıyordu. Sonra mahlula özel otlar elave ederek onu büsbütün siyah rengine dönüştürüyorlardı. Alınmış mahlul tüm olara siyah rengde oluyordu ve suda hall olmuyordu. Normalde bu mahlul günde bir dafa dişlere çekiliyordu. Xeyan döneminin sonunda (794-1185), yetişkin erkek ve asil ailelerin kadınları dişlerini bu renge boyadılar.  Her şeyden önce, bu güzellik için yapılıyordu. Ayrıca, bu mahlul dişlerin çürümesini önler. Ayrıca, kocalı kadınların dişlerine çekdiyi siyah rengin koyuluğu kocalarına olan sadakatının gösterisi idi. Muromatinin döneminde (1336-1573) oxaquro sadece yetişkin insanlarda görüldü. Ancak XVII yüzyılın başında, sekiz ila on yaşındaki kızlar dişlerini boyuyordular. Sebebi  ailesinin kızın olgunluğunu göstermesi ve onunla çabucak evlenmedirmeleri oldu. Edo döneminden sonra (1603-1868), bu gelenek artık birçok insanın günlük yaşamından çıktı. Siyah dişler kötü kokuyordu ve bu işlem genellikle çok  zaman alıyordu.  Bu nedenle dişleri 18 yaşın üzerindeki erkekler ve kadınlar siyah renge boyuyordu. Sıradan insanlar dişlerini yalnızca özel günlerde, düğünler ve mezar törenlerinde renkliyorlardı. Oxaquro geleneğine 1873 yılında imperator hanımının cemaatle görüşe beyaz dişlerle çıkması nedeniyle son koyuldu. Bugünümde Oxaquro geleneğini yalnız Güney-Doğu Asyanın yaşlı insanlarında görmek mümkündür.